İlk kez kızım okullu oldu ve onun çocukluğunun bitişinin yasını ben şimdiden tutuyorum

En büyük çocuğum pazartesi günü okula başladı ve çok klişe ama, daha geçen hafta mı ne doğan birinin birdenbire nasıl olup da tamamen yetişerek tam bir çocuğa dönüştüğüne hayret ediyorum.

Zamanın nasıl geçtiğini sorgulayabilirdim ama dürüst olmak gerekirse biliyorum: Daha çok çamaşır yıkayarak.

Dört buçuk yıldır, bu kadar küçük bir kişinin (ve şimdi iki yaşında olan kız kardeşinin de) bu kadar çok kıyafeti nasıl tüketebildiğini anlayamıyorum. Bir keresinde Anne Hathaway’in Oscar ödüllerini sunarken 8 kez kıyafet değiştirmesini saçma bulmuştum. Şimdi anlıyorum: Sahne arkasında bir çamur mutfağı ve su masası olmuş olmalı.

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Associated Nodes discipline)

En büyük çocuğumun, Anne Hathaway’in değil, kreşteki son günü cumaydı ve benle o, yolumuzun sonundaki barda bira ve Fruit Shoot içmeye giderek bunu kutladık.

Yüksek bir masaya oturduk çünkü onun da hükmettiği gibi oradan futbol maçını görebiliyordum (kriket maçıydı) ve o da ücretsiz boya kalemleri ve bulmaca sayfalarına elleriyle ulaşabilecek mesafedeydi. Birlikte aradaki farkı bulma bulmacası çözdük ve ben ona “altı”nın ne olduğunu (bence beceriksizce) açıkladım. Dondurma aromaları hakkında uzun bir tartışma yaptık. Antep fıstığının tadının nasıl olduğunu sorduğunda, 40 yaşında olduğumu ve sadece tek bir dürüst cevap verebileceğimi fark ettim: Bilmiyorum.

Sonra bir hevesle gidip çay saati için balık ve patates kızartması aldık.

Eve vardığımızda en küçüğü pencerede bizi bekliyordu. Bu kız hala tüm gece uyumakta zorlanıyor olabilir ama bir tabak yemeği gördüğünde açık bir şekilde tanıyor. Elimi yıkadığımda ikisi de, kelimenin tam manasıyla söylüyorum, dirseklerine kadar bulamaç ve bezelye püresine batmışlardı. Başka bir Anne Hathaway anı yaşandı. Ne gündü ama, diye düşündüm. Ne gündü ama.

Sonra (ama tabii ki) aynı saat içinde ikisi de tatlı olarak çikolataya izin verilmediği için sinir krizi geçirdi. Yani hadi ama. Akşam 6’dan sonra çikolata mı? Bugün kreşin son günü evlat, Roma’nın son günleri değil.

Her halükarda, böyle zamanlar bana küçük çocuklara sahip olmanın daima bir festivalde bulunmaya benzediğini biraz düşündürüyor; burada kastım sadece bol miktarda içkinin her ikisini de atlatmanıza nasıl yardımcı olacağı değil.

Öngörülemezlik ve renk, gerçeküstü sohbetler, gürültü ve bağırışlar, kahkahalar ve gözyaşları (bazen onların, çoğu zaman benim) ve bittabi, çamur. Her yeni dönemeçte yeni bir şeyle karşılaşmak.

Daha genç bir erkekken, bir keresinde Galler’deki bir ormandan geçerken The Marriage ceremony Current’ı Pageant Quantity Six’te sahne alırken bulmuştum (devam edin, bu iyi bir şeydi). Bugünlerde bunun dengi; merdivenlerden aşağıya inerken, tavuk gibi erkenci ikilinin (aynı şekilde habersizce) yemek masasında bir kafe kurmuş olduğunu görmek. “Saat sabahın 6’sı” diye esnedim. On dakika sonra, müşteri olarak seçilmiştim ve (gerçek) bir muzla (oyuncak) bir fincan çay servis ediliyordu.

Güne başlamak için nasıl bir yol bu, diye düşündüm. Bu düşünce genelde olumlu oluyor. Hayatın bu kısmının artık sona eriyor olması, beklemediğim bir şekilde bana melankoli hissi veriyor. Ebeveyn olmanın keyfinin aynı zamanda üç yönlü, zamana bölünmüş bir ıstırap olduğu sonucuna da vardım.

Bir: Geriye dönüp ilk yılları tekrar baştan yaşamayı şimdiden diliyorum. Ancak iki: Onları şu anki halleriyle seviyorum ve değişmelerini bir şekilde asla istemem. Lakin ancak üç: Önümüzdeki tüm anlar ve onların büyümesini görmek için büsbütün sabırsızlanıyorum. Bazen sırf onlara küçükken ne kadar eğlenceli olduklarını anlatabilmek için büyümelerini bekleyemeyecekmişim gibi geliyor.

Fruit Shoots’tan sonra, onlara ilk düzgün içkilerini ısmarladığımı hayal ediyorum. İlk düzgün içkilerinden sonra, onlara bir kez daha Fruit Shoots ısmarlamak için can atacağımı biliyorum.

Çamaşırları bir kere daha makineye yerleştirirken tüm bunlara kafa patlatıyorum. Antep fıstıklı dondurmayı denemeye karar verdim.

 

https://www.impartial.co.uk/voices

Unbiased Türkçe için çeviren: İpek Uyar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir